Söz Vermiştin Bana, Yanı Başında Kariyer Yapmama

10364008_880261328680592_7256531351100511074_n

Towers Watson danışmanlık şirketinin 26 ülkeden 32 bin çalışanla gerçekleştirdiği, “2014 Küresel Yetenek ve Ödül Yönetimi” adlı çalışmanın en önemli bulgusu : Çalışanların beklentileri ile işverenlerin vaatlerinin birbiriyle örtüşmediği.

Araştırmanın sonucunda ; Türkiye’deki çalışanların en çok iş güvencesi, kariyer fırsatları ve emeklilik haklarını önemsediğini ; işverenlerin ise çalışan ararken, kariyer fırsatları ile kurumlarının saygınlığını ön plana çıkardığını tespit etmişler.

Beklentilerin örtüşebilmesi için şirketlerin geçirmesi gereken evrim süreci konunun bir tarafı. Konunun diğer tarafı ise  “söz vermek, vaatte bulunmakla” ilgili . Henüz çalışan ararken işverenin ön plana çıkardığı konular, yani vaat ettiği kariyer fırsatları ve kurumun saygınlığı, uygulamada ne kadarıyla gerçek?

İşe alım sürecinde ; kurum abartılıyor, kariyer ve eğitim fırsatlarından sıkça bahsediliyor, adayı kaçırmamak için pek çok  “taktiksel” taklalar atılıyor atılmasına da, aday çalışan olarak bünyeye dahil edildiğinde maalesef aynı hassasiyet gösterilmeyebiliyor.

Vaat ettikleriyle uygulamaları örtüşen şirketleri bir kenara koyuyorum, örtüşmemesi durumunda ve çalışan bu duruma  itiraz ettiğinde, işe alım sürecinde maruz kaldığı taktikler yetmiyormuş gibi, bu sefer de iki tür taktikle daha karşılaşıyor :

Taktik 1 : Tekrar vaat, oyalama

Her şey çok güzel olacak, performansın iyi olursa altı ay sonra ücret artışına gideceğiz, terfi alacaksın, seni falanca eğitime göndereceğim, sen yükselen değerimizsin biraz sabret! Bu cümlelerle zaman kazanma, çalışanı tekrar umutlandırıp aslında oyalama.

Taktik 2 : Suçu başkasına at, yeter ki seni sevsin, belki inanır.

Bu taktik daha çok yöneticilerin kullandığı taktik: “Bence de haklısın ve bu uygulama saçma ama şirket konuda ısrarcı” , “Ben senin için gerekli yerlerle konuşacağım.” gibi cümlelerle suçu doğrudan başkalarına atmak, kendini aklamak.

Sonuç ?

Bir aday görüşmeye gelir, işten ayrılma sebebini ya da ayrılmak istemesindeki sebebini “Bana verilen sözler tutulmadı” şeklinde açıklar…

Mülakatlar esnasında gerçeklerin değil,  ideallerin/ hayallerin anlatılmasının arkasında şirketin; gerçekliklerini, uygulamalarını anlattığında itibar görmeyeceği, adayın işi kabul etmeyeceği düşünmesi yatıyor. Aslında bir nevi o şirket kendi gerçekleriyle yüzleşmiş fakat dillendirmemiş oluyor. Suçu başkasına atmak, vaatte bulunmak, oyalamak kısa süreliğine işini kolaylaştırır ama organizasyonun bütünü bundan eninde sonunda zarar görecektir. Yani o şirket uzun vadede kendi hayatını zorlaştırmıştır.

Kurumun saygınlığı konusuna gelince… Sözünü tutamayan kurum saygın mı olur ?

Hiçbirimizin sonu şarkıdaki gibi olmasın  🙂

Görsel : Merve Özaslan digital collage art

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s