“Tutku = Ucuz İnsan Kaynağı” derken?

Türkiye Girişim Ekosistemi’nin 3.çeyreğinin aktarıldığı bir organizasyonda konuşmacılardan biri, büyüme süreçlerini anlatırken tutkulu insanları işe aldıklarını ve öyle büyüdüklerini söyleyip acı bir gülümsemeyle eklemişti: Tutku = Ucuz İK.

Kendimi ifade ederken “tutku” derim; benim için çok önemli, beni ayakta tutan motivasyonun kaynağı, kökü. Tutkulu insanlarla çalışmak ne büyük keyif diye de eklerim. Tutkunun “maddi” boyutta ele alınmasına da içten içe itiraz ettim, ediyorum da. Tutkulu insanın ilk önceliği maddi olmaması mıdır organizasyonlara bunu düşündüren yoksa bu bir suistimal etme yolu mudur; yani “nasılsa işe inanıyor, burada çok şey öğreniyor, para vermesek de olur”  düşüncesi diye de düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bu çerçeve işin duygusal tarafı mı diye sorgulamaya başladığımda da önüme somut çıkarımlar, raporlar gelmeye başladı. Hayat işte 😊

TUSİAD’ın Kasım 2019’da yayımladığı Sosyal ve Duygusal Öğrenme Becerileri raporunu okudum misal. O çok söylenen ve altı çizilen “değişime, gelişime ve öğrenmeye açık” olma durumu bakın nasıl anlatılıyor:

“İş ortamı dünyadaki gelişmelere bağlı olarak misyonları doğrultusunda hedef koymak ve hedeflere ulaşmak için ciddi değişim yaşamaktadır. Dolayısıyla, ihtiyaç duydukları insan gücünün nitelikleri de hızla değişmekte, eğitim sistemleri ise bu beklentilere tam olarak karşılık verememektedir. Bu açığın oluşmasında en temel neden eğitim çıktılarının uzun vadeli olması ve kurumsal dünyadaki değişim hızına ayak uyduramamasıdır. Devinim hızındaki farklar kolay kapanacak gibi görülmediğinden, günümüzün iş yaşamında en çok beklenen özellik, kişinin kendini sürekli yenilemeye, öğrenmeye açık olması olarak öne çıkmaktadır.”

Tutku işin neresinde derken raporun başka bölümde bakın “tutku” nasıl olmazsa olmaz olarak açıklanıyor:

“Gelişmeye ve öğrenmeye açıklık, kişilerin potansiyellerinin çalışarak gelişebileceğine dair inançlarıdır 1. Bu inancı besleyen en değerli öğeler ise tutku ve bireyin bulunduğu ortama ait olduğu duygusudur.

Tutku, uzun dönemli hedeflere ulaşmak için sürdürülen gayret ve sönmeyen heyecan olarak tanımlanır 2. Ait olma duygusu ise, kişilerin bulundukları ortamda kabul görme, saygı duyulma, değerli hissettirilme ve dahil edilme algılarıdır.

Tutku, gelişmeye açıklık ve ait olma duygusu raporun 2.3.1. bölümünde de kısaca bahsedildiği gibi, insanın en temel güdülerine ve ihtiyaçlarına işaret eder; sosyal ve duygusal yetkinliklerin ise omurgasını oluşturur.”

Tutkulu insanların organizasyonun hedeflerini yerine getirmek için gösterdiği çaba, gayret ve heyecanını; maddi karşılığını vermeden hırpalarsınız ait olma duygusunu da zedelersiniz.

Çıkarımım bu.  “Ucuz İK” dediğin an, ait olmanın altında yatan “değerli hissettirmeyi” yaşatamazsın ya da insanların tutkusu organizasyonu bir süre idare eder ve sonra çözülmeler başlar. Yüceltirken değersizleştirmek tam da bu olsa gerek. Yeni çağın müthiş yetkinliği “değişime, gelişime ve öğrenmeye açıklık”  ve “sürdürülebilirlik” tutkusuz insana sonradan kazandırılamıyorsa o zaman insanda değer vereceğiniz şey becerilerinin yanında onun tutkusu olmalı.Tutku; yapmaktır, tutunmadır, inançtır, eylemdir. Ötesini bilmiyorum.

1Dweck, 2006

2Duckworth, Peterson, Matthews, ve Kelly, 2007

3Allen ve diğ., 2016a; Allen ve diğ., 2016b; Goodenow ve Grady, 1993

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s